Atlanta Hawks
Boston Celtics
Charlotte Hornets
Chicago Bulls
Cleveland Cavaliers
Detroit Pistons
Indiana Pacers
Miami Heat
Milwaukee Bucks
Brooklyn Nets
New York Knicks
Orlando Magic
Philadelphia 76ers
Toronto Raptors
Washington Wizards
Dallas Mavericks
Denver Nuggets
Golden State Warriors
Houston Rockets
L.A. Clippers
L.A. Lakers
Memphis Grizzlies
Minnesota Timberwolves
New Orleans Pelicans
Oklahoma City Thunder
Phoenix Suns
Portland Trail Blazers
Sacramento Kings
San Antonio Spurs
Utah Jazz


Bilge Kağan Baş

Son Kral "Ohio'nun Çocuğu"

Yıl 2003…

Lise'den mezun olduktan sonra 2003 NBA Seçmeleri'nde birinci sıradan Cleveland Cavaliers tarafından seçilmişti; LeBron James.

Hedeflerinde NBA şampiyonluğu olduğu kadar bir diğer hedefi de; en üst zirveye çıkmaktı. Sadece kendisi değil, bütün şehir umutlarını LeBron James’e bağlamıştı.  LeBron James’i bir anda anlatmak çok zor. Yaşadıkları ve yaşattıkları o kadar macera dolu ki şaşırmamak elde değil.  Bilirsiniz, LeBron James sürekli birileri ile kıyaslanarak bazı yerlere zoraki olarak sürüklenmiş bir süper star basketbolcudur. Bunun en büyük örneği NBA hayatında iki kişi ile sürekli kıyaslanmasıdır. Bunlardan birisi Michael Jordan, ötekisi ise Michael Jordan’ın birebir kopyası olan Kobe Bryant’dır.

“Taraftarın sevgisi o derece büyüktü ki, ilerleyen yıllarda bu büyük sevgi yerini öfke ve nefrete bırakacaktı.”

Dediğim gibi LeBron’un NBA’deki ilk 7 yılı kariyer açısından yükselişte olmasına rağmen sonunu getiremeyen bir kısır döngüye sahipti. San Antonio Spurs ile finalde çekişmişler fakat 4-0 gibi hezimete uğrayarak elleri boş dönmüşlerdi. Boston Celtics ile play–off çekişmelerini hatırlayın. Ve o serilerde sergilediği performans yüzünden medyanın sürekli eleştirisine maruz kalması ayrı bir yıpratıcı bir durumdu. Üstündeki yükün her geçen gün artıyor olması kendisini fazlası ile sıkıntıya sürüklüyor, üstüne serbest kalacak olması başka eleştiri oklarını da üstüne mıknatıs gibi çekecekti. Herkes LeBron’un ne karar vereceğini merakla bekliyordu.

Bireysel kariyerinde başarılı olmasına rağmen takım olarak başarısız olmaları yeterince ağır bir yük idi.

Karar vermişti…

8 Temmuz’da ESPN’de düzenlenen canlı yayın programında tercihini Miami Heat takımından yana kullandığını açıkladı. Bu açıklamadan sonra her yer alev almış ve taraftarın öfkesi bitmek bilmeyen bir dönemece girmişti. LeBron James’in başarı elde ettiği forması taraftarlarca yakılıyor ve ardından süre gelen açıklamalar ile gündemi meşgul etmeye devam ediyordu.  Magic Johnson ve Michael Jordan’ın açıklamaları onu “Korkak ve kolaya kaçma” olarak nitelendirmişti. Spor analistleri, medya, yöneticiler ve fanlar tarafından büyük tepki görmesi işin tuzu, biberi idi zaten.

“Bu yaz yeteneklerimi güney sahiline götürüyorum.”

Eylül ayında LeBron James’in yapmış olduğu bu açıklama artık bardağı taşıran son damla oldu. 2010 yılında gerçekleşen büyük transfer sonrası LeBron James ülkesi ABD’de sevilmeyen bir oyuncu haline gelmişti.

Ve Miami Heat yılları…

Kariyerine Miami Heat ile devam etme kararı aldıktan sonra Dwyane Wade ve Chris Bosh gibi oyuncuların safına katılan LeBron James böylece büyük üçlüyü oluşturmuş oldu. İlk sezon olması sebebi ile bütün olaylar taze ve sıcaktı. Soğuması uzun sürecekti, zaman gerekliydi. Fakat pek de öyle olmadı. İlk sezon Miami Heat forması ile takım olarak düzeni oturmamış bir oyun sergilemesi yine eleştiri oklarının hedefi haline gelmişti. Sancılı günler devam ediyor iken, LeBron’un en büyük imtihanı için gün gelip çatmıştı. Miami Heat forması ile eski takımının sahasında ölüm kalım maçına çıkacaktı. Nitekim de öyle oldu..

Taraftarın öfkesi bitmemiş üstüne sanki benzin dökülmüş gibiydi. Sahada büyük bir ses vardı..

“Beat Heat..”

Bu maç herkes için önemli idi zira her iki açıdan olaya teşkil edecek durumlar vardı. Birincisi Cleveland cephesinden LeBron James için ne tür bir davranış ortaya çıkacaktı, ikincisi ise LeBron’un gözünden Cleveland nasıl olacaktı? Maçın ilk dakikaları Cavs taraftarları pür ateş LeBron’un üstüne oynamaya devam etmişti lakin, LeBron’un her isabetli sayısında bu ses azalmaya başlamıştı. İlk maçın ateşi hâlâ devam ediyordu fakat o anlamlı sesler yerini kuru gürültüye bırakmıştı.

2 Aralık 2010 tarihinde LeBron James eski takımının potasına 38 sayı bırakmıştı. LeBron için yükseliş devri başlamıştı. Fakat Cleveland için kötü bir sezon başlangıcının habercisi olmuştu.

LeBron, Miami Heat ile ilk sezonuna çalkantılı başlasa dahi sonunu güzel bitirmeyi başardı ve final için bileti almıştı. Rakip Dallas idi lakin LeBron buradan da eli boş döndü. Seriyi 4-2 kaybederek yine bir hayal kırıklığı yaşamış oldu. Tabi yine medyanın ve bazı toplulukların dilinden düşmez oldu.

Bir sonraki sene ise yine finale çıktı.  Bu sefer rakip Oklahoma City Thunder idi. Bu final serisinde LeBron daha farklı oynamaya başladı. Kendisinin ilk ve takım arkadaşı Wade’in ikinci yüzüğü takmasını sağladı. Final MVP ödülü alarak evine götürmesini bildi ve artık buradan süre gelen bir başarı hikâyesi yazılmaya başladı.

3. sezonunda yine final oynama başarısı gösterdi. Bu sefer karşılarında eski toprak takım Spurs vardı. Seri elden gidiyor der iken Ray Allen attığı kritik bir basket ile seri 3-2’den 3-3’e dönmüş oldu. Son maçta ise yine gülen taraf LeBron olmuştu. Bu onun ikinci şampiyonluğu ve yine Final MVP ödülünü almıştı. Artık LeBron’un çekimser ve gerileyici bir tavrı olmadığı bundan sonra ki sezonlarda şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu kanıtlamış oldu. (Ki her zaman öyle idi)

LeBron için yeni sezon olduğu kadar yeni bir son da başlamış oldu. Yine bir final ve karşılarında geçen sezon finalde şampiyonluğu kaybetmiş aynı takım duruyordu. Yenilgileri ağır oldu. Hiç beklenmedik bir sonuç herkesi şoka uğrattı. Spurs Tecrübesini konuşturmuş ve yüzüğü kapmıştı. Bundan sonra olaylar olayları getirmeye devam etti.

Madalyonun öteki yüzünde Cleveland…

Cleveland, LeBron’un takımdan ayrılışından sonra resmen ecelini çekmeye başladı. Dağılan takım ve düzensiz kadroları sebebi ile belki de akla hayale gelmeyecek kötü başarılar elde ettiler. Bu tamamen bir kâbus ve Cleveland taraftarı için kötü bir durumdu. Cleveland, LeBron sonrası geçirdiği sezonda 82 maçlık bir sezonda 63 yenilgi aldı ve NBA tarihinin en kötü ikinci takımı oldu.

Tabi bu kötü sezonun ardından malumunuz en kötü takıma her zaman birinci draft hakkı verilir ve 1. sıradan seçilen oyuncu takımın seviyesini yükselteceği varsayılır. Böylelikle de NBA rekabeti arttırılmış olur. Kötü sezon sonrası draft hakkında ilk sıraya yerleşen Cleveland, ilk sıradan Kyrie Irving’i seçmiş oldu. Kısacası buna LeBron sonrası yeni umut diyebiliriz, fakat LeBron’un boşluğunu doldurmak kolay olmayacaktı. Hele ki bu kötü sezonun ardından bir anda yükselişe geçmek hiç kolay olmayacaktı.

Kyrie ile gelen bir umut aslında ilk sezonda yansımıştı fakat yeterli değildi, oturmayan bir düzen ve sisteme alışamamış oyuncular hâlâ mevcudiyetini koruyor iken Kyrie’nin zamansız ve değişkenlik gösteren performansı da bu duruma etki ediyordu. NBA kariyerinde ki ilk yılları olduğu için bu sorun göz ardı edilebilirdi fakat bu sonsuza kadar yabana atılacak bir durum değildi. Nitekim Cleveland istediği sezonluk performansı gösteremiyordu.

Nispeten gelecek sezon daha iyi olsalar dahi drafttaki hakları yine 1. sıradan olacaktı. Bu çok önemli bir durumdu zira yeni seçilecek oyuncu takımı artık bir diğer 1. sıra draft oyuncusu olan Kyrie ile zirveye doğru adım adım götürmesi gerekiyordu. Yoksa halleri yaman olacaktı

Ve gelişen sürpriz olay…

Cleveland 2014 seçmelerinde 1. sıradan Andrew Wiggins’i seçmişti. Yeni planlar gün yüzüne çıkmaya ramak kala herkesin ağzını açıkta bırakacak bir olay yaşandı.

“LeBron James, Miami Heat serüvenini tadında bırakmaya karar verdi.”

Medya bu olaya aşırı ilgili ve meraklı idi, hatta LeBron’un Akron’daki evine gidip yatıya bile kalmışlardı. Bütün NBA severler dâhil ABD halkı LeBron’un ne karar vereceğini merakla bekliyor ve çoğunluk olan tarafın inancı LeBron’un Miami ile yeni mukavale yapmak için opsiyonunu kullanmadığını söylüyordu.

Heat @ Cavs - 2013.03.20 tarihli maçta bir Cleveland taraftarı maç esnasında sahaya girerek LeBron’a “Evine dön” çağrısı yapmıştı.

Olaylar döne dursun LeBron kararını çoktan vermiş ve yaptığı açıklama ile evine dönme kararı almıştı. Bu herkesi şok eden durum olsa dahi Cleveland tarafından sevinçle karşılanmıştı. Tabi zamanında LeBron’un formalarını yakanların akıbeti şu anda dahi bilinmiyor. Herhalde yaktıkları formalara yara bandı takmışlardır.

İkinci bomba ise ardından patlak verdi. Cleveland yönetimi büyük planlamaya gitmeye karar verdi ve kendi takımları için “Big Three” oluşturmaya karar verdi. Bunun için hemen Minesota’da kalmak istemeyen Kevin Love’a göz koyarak işe koyuldular. Lakin ortada büyük bir oyun söz konusu idi ve Minesota cephesi takımını zorda bırakacak bir takasa girmek istemiyordu. Peki Minesota boş durdu mu? Elbette hayır, onlarda hemen yeni drafttan çıkmış Andrew Wiggins’e göz koydular. Transfer takas döneminde kısır döngü oldu olacak iken Cleveland cephesi öz evladı geri dönünce her şeyi göze aldı ve Kevin Love için taze draftı Minesotaya gönderdi.

Tabii ortada irili ufaklı birçok takas oldu ve yeni sözleşmeler havada uçuştu. NBA için yeni bir dönem başlayacaktı. Yükselişte olan birçok takım vardı ve Cleveland takımı da LeBron’un geri dönmesi ile yeniden sil baştan düzenlemeye gidecekti. Nitekim bu düzenleme LeBron’un takımdan ayrıldıktan sonra başarısız ve toparlanamayan takımdan ziyade daha kısa sürede olacaktı. Bunun sebebi takımın kaptanı Kyrie olsa dahi geminin dümeni asıl kaptan olan LeBron’un ellerinde olacaktı. Kevin Love ile güzel bir 3’lü oluşması için herkesin kendine air bir paydada buluşması gerekiyordu. Bilirsiniz, yıldızlar arasında genelde “Son top” kavgası meşhurdur, lakin bu konu kısa sürede aşıldı. Herkes kendi adli görevini yapmaya odaklanmak istemişti. Sadece tek bir sıkıntı vardı o da Kevin Love eski takımında oynarken skor yükünü çekebiliyordu fakat şimdi işler farklılaşacaktı.

Yeni Dönem

LeBron’un takıma dönmesi ile birlikte kurulu düzenin baştan yapılanması pek uzun sürmedi. LeBron önceden ne ise şimdi de aynısını yapacaktı. Kyrie ise takıma draft edildiğinden beri yapmış olduğu görevi en güzel şekilde yapmaya devam edecekti. Kevin Love ise bu kurulu düzen içinde en belirsiz faktör olduğu halde takımı en zor zamanlarda dipten almayı başaracak bir potansiyel sahibi oyuncu idi.

Takım yönetimi ilk iş olarak takımın başına gelecek olan başarılı bir isim aramaya başladı. Önceden beri süregelen dedikoduların kokusu asılsız olmamakla birlikte spor analistleri ve medya tek bir kişiyi işaret etmeye başlamıştı.

Cleveland bir süredir meydanında ilgisini çekecek şekilde yeni koç’u belirledi. Bu isim David Blatt idi. David Blatt kariyerinde Avrupa arenasında ve Rusya milli takımında başarılar elde ederek ismini duyurmuştu. Kariyerinde zirve yapan başarısı ise Maccabi Tel Aviv ile 2014 Euroleague şampiyonluğu ve Avrupa’da yılın koçu seçilmesiydi.

Takas ile gelen oyuncular arasında New York Knicks ile bağını koparım gelen J.R Smith ve Iman Shumpert takıma kısa sürede uyum sağlaması ve as kadronun belirlenmesi çok da uzun sürmemişti.

2014-2015 Dönemi

Cleveland Cavaliers yeni sezona iddialı bir şekilde başlamış ve o ihtişamlı günlerine geri dönmek için adeta sabırsızlıkla beklemekte idi. En büyük faktör ise LeBron James’ten başkası değildi. Shaquille O’neal döneminden bu yana kadrosu gerçekten güçlenmiş ve taraftar açısından en umutlu ve başarıya en yakın takıma sahip olan Cleveland şehri fazlasıyla ilk sezon şampiyonluğun gelmesine kesin gözle bakıyordu.

Haklı olarak buna katılabiliyorum zira uzun bir aradan sonra bu şekilde takım kurulması herkeste bir rehavete ve heyecana sebebiyet vermekle beraber yıllardır arzulanan şampiyonluğun şehre gelmesi onlar için miladi bir yıl olacaktı elbette.

Yazımın başında dediğim gibi “kaybedilen büyük sevgi yerini öfkeye bırakır”. LeBron her ne kadar eski takımına dönerek küs olduğu taraftarı ile arasındaki buzları eritse dahi hala kalplerde yeri doldurulmayan bir boşluk vardı. Bunu telafi etmenin tek yolu takımı sırtlayıp bu şehre ve yıllarını geçirdiği insanlara şampiyonluğu getirmesi olacaktı. Temel hedef bu idi elbette.

Ve sezon başladı..

Cleveland tam anlamı ile oturmayan düzenine rağmen kısa sürede lig deki yerini hemen belli etti ve final yolunda ilerlemeye başlamıştı. Cleveland için yeni tehdit unsur olacak takımlar elbette vardı lakin bu takımlar eski ihtişamlı günlerinden bir hayli uzak olan büyük takımlardı. Asıl tehdit yılların emeği ile takım düzeyini iyiden iyiye oturtmuş olan takım Golden State Warriors’tan başkası değildi. Takım koçu tanıdık bir isim olan Steve Kerr’di.

Steve Kerr’in oyunculuk profiline baktığımızda bir hayli başarılı bir oyuncu idi.  3 Kez şampiyonluk yaşadığı Chicago Bulls döneminde Michael Jordan, Scottie Pippen ve Dennis Rodman bulunuyordu. Chicago Bulls kariyerinden sonra Spurs ile yaşadığı 2 şampiyonluk ile adını tarihe yazdırmıştı. Koç olarak kariyeri Golden State Warriors ile 2014 yılında başlayan Steve Kerr, takımı kontrol edişi ve disiplinli oyun kontrolünü elinde tutmayı seven bir teknik adam olarak göze hemen batmıştı. Şahsım adıma yazacağım şu cümleye katılır mısınız bilemem amam Steve Kerr’de NBA tarihinin en başarılı Koçlarından birisi olan Phil Jackson’ın ahlaki ve disiplin yapısının bir benzeri bulunmaktadır.

Sezon başında kendisinden söz ettirmeyi başaran Steve Kerr, daha ilk sezonunda yani çaylak olarak koç kariyerinde bir ilke imza atmıştı. Normal Sezonu 63 galibiyet olarak tamamlayan Steve Kerr, çaylak sezonunda Tom Thibodeau'nun 2010-2011 sezonunda aldığı 62 galibiyet rekorunu egale ederek NBA tarihinde çaylak koç olarak normal sezonda en fazla galibiyet alan kişi olmuştur.

Cleveland’ın tam anlamı ile panzer konumunda olan Golden State sezonun sonunda yani NBA finalinde LeBron James ve tayfasına karşı mücadele edecekti. Nitekim Cleveland’ın final serisinde yaşadığı talihsiz sakatlıklar Golden State’in ekmeğine yağ sürmekte idi. Kyrie Irving’in 2. maçında sakatlanması işleri zora sokmuştu. Geri dönme ihtimali üzerin konuşmalar yapılırken Kyrie Irving’in sezonu kapattığı bilgisi Cleveland cephesinde büyük darbe oldu. Ardından gelen Kevin Love’ın sakatlığı işleri oldukça çıkılmaz bir dönemece sokmuştu.

Yük yine LeBron’un omuzlarına kalmıştı. Eski zamanlardan süre gelen bu yük, talihsiz sakatlıklar ile iyice alevlenmişti. LeBron’un sezonun ortalarından beri çektiği sırt ağrıları tam anlamı bitmemişti ve bu omuzlarında taşıdığın yükün tuzu biberi olmuştu.

Nihai sonuç artık kaçınılmaz olmuştu. Nitekim sezonu çok güzel şekilde bitiren Stephen Curry ve arkadaşları final serisinde Steve Kerr önderliğinde şampiyonluğu Cleveland’ın elinden 4-2’lik bir seri ile alarak işi noktaladı.

Cleveland artık gerçekten yorulmuştu. Beklemekten ve sabırlı davranmaktan. Kaçan bu şampiyonluk, taraftarın moralini bozduğu gibi yeni tartışmalara da yelken açacak tiptendi. Sıkıntılı, baş ağrıtıcı konuşmalar ve olumsuz haberlerin çıkması artık doğal bir hal almıştı.

Yeni olayların hedefinde Cleveland cephesi vardı. Haber ve medya gözlerine LeBron ve tayfasını kestirmişti. En popüler sorun ise herkesin diline dolanan şu soru olmuştu: “Cleveland’ın büyük üçlüsü başarısız bir takım ürünü mü?”

Tabi insaflı ve doğru haber yapanlar, sağ olsun kötü eleştiri de bulunmak yerine, yaşananları talihsizlik ve şansızlığa bağladı, öte yandan beklenilmeyen sakatlıklar bu sonuca sebebiyet vermişti.

2015–2016 Sezonu  “Büyük İstek ve Arzu”

Sarsıcı ve hüsranlı bir şekilde sonlanan final serisi sonrasında beklenilenin aksine LeBron James’in yaşadığı tecrübeler ve deneyimler takımın kısa sürede yeni sezona hazırlanmaya başlamasına olanak sağladı. LeBron, Cleveland ve Miami ile toplamda 6 kez final oynamış, bunların 5’i üst üste olmuştu ve sadece 2 kez şampiyon olmuştu. 4 kez finalde kaybetmenin acısı bir yana getirdiği deneyim ve tecrübe her oyuncuda bulunmayacak türdendir.

Sakatlıkları geçen Kyrie Irving ve Kevin Love vakit kaybetmeden takımdaki yerlerini alarak, çalışmalara tam gaz devam etmeleri hem yönetim tarafından hem de Cleveland taraftarı tarafından olumlu karşılanmıştı. Takım olarak 3 şekilde tatminkâr olmaları lazımdı. Kendi oyuncu profilleri açısından, yönetim açısından ve son olarak kendilerine destek vermekten vazgeçmeyen taraftar açısından. Zorlu bir dönemece baştan girilmiş gibi gözükse de takımın rahatlığı dikkatlerden kaçmıyordu.

Bunun en büyük sebebi şu idi; Normal sezonu çok rahat seviyede geçebilecek bir yapıları bulunuyordu. İkinci sebep olarak ise takımın play-off mücadelesini kaldırabilecek yapıları her zaman vardı ve bunun en büyük örneği LeBron James’ten başkası değildi. Son olarak ise asıl amaçları artık normal sezon performansı değil, en üst kulvar olan final serisini bitirmek nihai amaç olarak kafalara kazınmıştı. Takım olarak kupayı yaşadıkları şehre getirmek inanılmaz bir dönemi yaşatacaklarının kanıtı olacaktı.

Yeni sezon başladığından beri süre gelen birçok detay vardı aslında. Son şampiyon Golden State takımca geçen sezona nazaran çok daha iyi ve etkileşimli oyun performansı ile göze batıyordu. Hiç kimse Golden State’in 72 maçlık rekor galibiyet sayısını geçeceğini öngöremezdi. Lakin beklenmeyen oldu. Takım olarak başarılı grafiklerini yükselten Golden State bu rekoru geçerek adlarını tarihe yazdırmıştı. Steve Kerr’in şimdiki amacı 73 galibiyet aldıkları normal sezonu ikinci kez şampiyon olarak tamamlamak. Kağıt üstündeki sonuçlara baktığımızda bu şampiyonluğun kaçınılmaz olduğu gözükse dahi unutulmaması gereken kritik bir deyim vardı. “Evdeki hesap çarşıya uymaz”.

Cleveland cephesi sezon öncesi belirledikleri oyun stillerine devam ediyordu. Sezon sonu itibariyle parkelere veda eden Kobe Bryant ise arkasında NBA yazıtlarına imza atarak elini ayağını çekmişti. Tabi imza atıp gittiği NBA sayfasının öteki yüzünde yeni savaşlar çoktan başlamıştı. Lakin o pek de oralı değildi, zira o zaten 5 şampiyonluk elde ederek çoktan kazanacağı kadar kazanmıştı. Son maçında UTAH’a karşı 60 sayı atarak “Mamba out” dedi.

Mamba Out fakat King James’in yapacak çok işi var daha. 2016 Finallerinde bir kez daha Golden State ile karşı karşıya geldi. Golden State final öncesi Oklahoma ile karşılaşmış ve 3-1 yenik durumda iken seriyi 4-3 olarak tarihi bir başarı daha elde etmişlerdi.

İlk iki maç sonunda aldığı yenilgi sonrası geçmişini hatırlatan takım olan Cleveland herkesi yine aynı sonuca inandırmaya başlamıştı. LeBron ve arkadaşlarının bunun farkında olsa gerek üçüüncü maça evlerinde daha konsantre çıkıp seriyi 2-1’e getirmişti. Fakat sonrasında olanlar artık herkesin umutlarını çöpe atmaya başlamasına sebep olacaktı.

“’Tarih tekerrür eder,’ derler sahiden de doğrudur. Fakat ibrenin kimden taraf olacağına hayatlarındaki çabaları ile kaderine yön verenler belirler.”

Golden State Warriors tamamen ipleri eline alıp saha avantajı olsun olmasın seriyi bir şekilde 3-1’e getirip şampiyonluğu 1 adım gerisine taşımışlardı. Artık tüm NBA izleyenler durumun bittiğine oy birliğine karar vermiş ve final sonrası yaşanacak olan olayları düşünmeye başlamıştı bile. Şimdi gelelim en caf caf’lı dönemece!

Seri 3-1 iken kendisine bir rahatlama gelen, Golden State Warriors son maçı alıp kutlamalara başlamak hevesinde iken bir takım şeyler oldu. Final serisi beşinci maçında 41 sayı, 16 ribaund ve 7 asistlik performans serinin biraz uzamasına sebep oldu. Buradan ders çıkaramayan Golden State Warriors takımı patlamış bombanın etkilerini önceden göremeyecek kadar tecrübesiz oldukları aşikar olacak ki aynı sorunu 6 maçta yaşadı. 6. maç öncesi LeBron’un 41 sayısı akıllara zarar olsa gerek 6. maçta aynı şeyi tekrarlayınca işler iyiden iyiye sarpa sarmaya başladı.

Seri 3-1 geride iken attığı 41 sayı ile durumu 3-2 yapan LeBron aynı karkıyı yaveri Kyrie’den görünce 6. Maça daha istekli başlamış olsa gerek iştahlı bir şekilde Kyrie ile birlikte aynı performansı sergilemiş ve yine Golden State’in potasına 41 sayı bırakacak ellerinin nasıl yandığını göstermiş oldu.

Peki bu seri nasıl 3-1 iken 3-3 oldu?

İstek ve azmin bir anda patlamasından kaynaklanan bir sonuç mu? Yoksa Geçen sene ki hezimetten sonra kralın halk tarafından bağışlanması için elini kılıca götürmesi mi? Ya da her ikisi mi?

Son maça geldiğimizde ise kısaca olanları özet geçelim hemen;

2016 NBA finallerinde yedinci maça giden seriyi Golden State Warriors karşı 93-89 kazanan Cleveland Cavaliers, seriyi de  4-3 kazanarak 2016 NBA şampiyonu olmayı başardı.

Bu sonuçla Cleveland Cavaliers, 3-1 geriden gelip 4-3'le şampiyon olmayı başaran NBA tarihindeki ilk takım oldu.

Cavaliers'ta LeBron James 27 sayı-11 ribaund-11 asistle triple-double yaparak finaller MVP'si olmaya da hak kazandı. Kyrie Irving 26 sayı-6 ribaund, JR Smith 12 sayıyla maçı tamamladı.

Kısa ve öz oldu. Ama tarihin NBA sayfasına muhteşem bir iz bırakan Cleveland Cavaliers oyuncuları belki de geçen sene kaybettikleri final serisini telafi etmek için böylesine görkemli bir şekilde şampiyon olmak istediler. Ve başardılar da.

“Tarih tekerrür eder” demiştim ama ibrenin kimden yana olacağı çabaya ve isteğe bağlıdır. Final serisinden önce Oklahoma’ya karşı 3-1 yenik durumda iken seriyi 4-3 alan Golden State Warriors, final serisinde Cleveland Cavaliers karşısında 3-1 öne geçmiş ama istek ve azim patlaması yaşayan LeBron James sayesinde seriyi 4-3 kaybetmekten kurtulamamışlardı.

Böylelikle LeBron James tarihinde 3. kez NBA şampiyonluğunu kazanmış bunun yanına 3. kez de NBA final MVP ödülünü alarak taçlandırmış oldu. Ayrıca kariyerinde 4 kez de normal sezon MVP ödülü bulunduruyor. Üst üste 6 kez NBA final oynayan LeBron James bu alandaki başarısını 3 kez şampiyon olarak sonlandırdı. Kariyerinde ise toplamda 7 final oynadı ama 4’ünü kaybetti.

Bu son şampiyonluk ile kaybettiği 4 finalin acısını çıkarmakla beraber NBA tarihinde şu an yaşayan en iyi oyuncu olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Kariyerindeki çalkantılı günlerin vermiş olduğu üzücü ve moral bozucu deneyimlerin kazandırmış olduğu tecrübe ile bileğinin hakkı ile alınmış bu 3 şampiyonluk, rahat yerden yüzük takanların aklına bile gelemeyecek onuru ve gururu içermektedir.

LeBron James böylelikle Cleveland ve Akron’un başında gerçek bir kral olduğunu göstermiştir.

Bilge Kağan Baş – KKTC  /  ( https://twitter.com/ArelKhan )

PAYLAŞ               
Batı Konferansı
Sıra Takım O G M AV
1 Gol. Warriors 47 40 7 5549-4921
2 San. Spurs 46 36 10 4949-4563
3 Hou. Rockets 50 35 15 5717-5413
4 L.A. Clippers 48 30 18 5174-4976
5 Uta. Jazz 48 29 19 4769-4677
Doğu Konferansı
Sıra Takım O G M AV
1 Cle. Cavaliers 45 31 14 4948-4741
2 Tor. Raptors 47 29 18 5149-4906
3 Bos. Celtics 47 29 18 5080-4966
4 Atl. Hawks 47 27 20 4839-4852
5 Was. Wizards 46 26 20 4909-4843
Yaklaşan herhangi bir maç yayını bulunmamakta.