Atlanta Hawks
Boston Celtics
Charlotte Hornets
Chicago Bulls
Cleveland Cavaliers
Detroit Pistons
Indiana Pacers
Miami Heat
Milwaukee Bucks
Brooklyn Nets
New York Knicks
Orlando Magic
Philadelphia 76ers
Toronto Raptors
Washington Wizards
Dallas Mavericks
Denver Nuggets
Golden State Warriors
Houston Rockets
L.A. Clippers
L.A. Lakers
Memphis Grizzlies
Minnesota Timberwolves
New Orleans Pelicans
Oklahoma City Thunder
Phoenix Suns
Portland Trail Blazers
Sacramento Kings
San Antonio Spurs
Utah Jazz


Naz Güven

Şampiyonluğun Ardından...

Çok keyifli- belki bazıları için biraz daha keyifli- bir final serisini geride bıraktık, şampiyonun adı belli oldu. Her bir San Antonio Spurs oyuncusunun kutlama sevinci görülmeye değerdi, ancak benim gibi herkesi duygulandıran iki adamdan bahsetmeden geçmek olmaz… Özel yaşamında çok zor bir yılı geride bırakan efsane Tim Duncan’ın ağlayarak çocuklarına sarılması her gün rastlanacak türden bir görüntü değildi; kendisini canlı izleyebildiğim için çok şanslı hissediyorum.

Araba yıkamakta olan babasını bir vurulma olayı sonucu kaybettiğinde (ki sorumluları hala bulunamamış) 16 yaşında olan Kawhi Leonard, 22 yaşında, Babalar Günü’nde finallerin MVP’si ödülünü aldı, sanırım daha iyi bir onurlandırma şekli düşünülemezdi. Takım olma olgusunu sanata dönüştürmüş Popovich’in çocukları, bu kupayı sonuna kadar hak etti…

Şimdi biraz geri saralım:

NBA finallerinde LeBron James – Kevin Durant çarpışmasını görmeyi bekleyenler hayal kırıklığına uğramıştı; Miami Heat’in San Antonio Spurs’ü yenebileceğini ümit edenler ise Heat’in hezimete uğramasını seyrettiler. Bütün NBA finalleri tarihinde bu sene Miami Heat’in yediği kadar büyük fark yemiş takım yok, finallerdeki iki takım arasında bu derece büyük güç farkı olmuşluğu yok. Böyle oynayacak takımın ne işi varmış NBA finallerinde dedirtecek kadar ezildi Miami Heat.

NBA’de her pozisyondaki en iyi üç oyuncu kimlerdir diye konuşulduğu, medyada yorumlar yazıldığı zaman, San Antonio Spurs’den tek bir oyuncudan bahsedilmez. Carmelo Anthony, Chris Paul, Dwight Howard, James Harden, Kevin Love, Russell Westbrook vs 15 -20 tane isim sayılsa, Spurs’den hiç kimse o yıldızlar arasında sayılmaz.

Bu tablo da NBA’deki ve NBA medyasındaki zihniyetin tümden yanlış olduğunu gösteriyor; San Antonio Spurs’ün oyuncuları bütün o parlatılan yıldızlardan açık ara farkla şampiyonluğu aldılar. Gregg Popovich, NBA’de basketbolun nasıl oynanacağını yeniden tanımladı adeta. Hiç bir tane “yıldız” olmadan, sahadaki her oyuncunun aynı derecede önemli olduğu, herkesin hem savunmada hem hücumda üretici olduğu takım oyunu sistemi… Takımda süperstar yok ama herkes yıldız. (Tim Duncan var tabii ama o da veteran bir süperstar olarak kendini öne çıkarmadan, herhangi bir oyuncu gibi görev yapıyor.)

San Antonio Spurs’ün bu sene NBA tarihinde yaptığı ilklerden biri: Takımın hiç bir oyuncusu ortalamada 30 dakikadan fazla oynamadı. Öyle olunca hiçbir oyuncuda yorgunluk olmuyor, hem genç oyunculardan hem de Manu Ginobili ve Tim Duncan gibi 37 – 38 yaşındaki veteranlardan yüksek verim alınabiliyor. Tarihte ilk defa bir çeyreği %85 isabet oranı ile bitirmek, 10 dakika süreyle hatasız basketbol oynayarak şutların yüzde yüzünde isabet kaydetmek gibi tablolar ortaya koyuyor Spurs. Topu her zaman daha iyi pozisyonda olan diğer oyuncuya geçiriyorlar; şutu kim atacak diye bir sorun yok çünkü herkes atabiliyor. Bu vasıfta 9-10 oyuncuları var...

Miami Heat ise esasta tek kişilik takım diyebiliriz; bir sebepten LeBron oynamadığında Miami Heat’ten başarı beklenmeyeceğinde herkes hemfikir, 2007 Cleveland örneğinde de benzer tablo görmüştük. LeBron James çok büyük oyuncu tabii ki, takımın attığı toplam sayının yarısını tek başına attığı oluyor, ama bu yılki Spurs takımını 7 maçlık seride tek başına alt etmesini beklemek hayalperestlik olurdu. Miami Heat yaşlı bir takım; bu seneki playoff maçlarında iki takım hangi oyuncuyu kaç dakika oynatmış, oyuncuların yaşları kaçmış diyerek hesaplandığında, ortalamada en az bir yaş daha yaşlı olan oyuncularla oynayan takımın Miami Heat olduğu ortaya çıkıyor.

Dwyane Wade’in San Antonio Spurs’un öldürücü pas trafiğine dayanacak gücünün artık olmadığı görüldü, son maçtaki top kayıplarıyla da yarardan çok zarar verdi. 4. maçta yalnızca 10 sayı üretebildi; Spurs’den yedek point gard Patty Mills 15 dakika oynayıp 14 sayı üretmişti.

Spurs o kadar fazla top çeviriyor ve boş alandaki oyuncuya topu geçiriyor ki, sonu gelmeyen pasları sürekli kovalayıp onlara karşı devamlı savunma rotasyonlarını yapmak, sonunda savunmadaki takımı yoruyor ve direncini kırıyor. Chris Bosh, uzun boyuna rağmen, potaya yeteri kadar gitmiyor, üç sayılık şutlarla durumu idare etmeye çalışıyor. Kritik maçta yalnızca 4 şut atıyorsa, o şutların hepsi isabetli olsa bile, o performans yeterli olmuyor. 38 yaşındaki Ray Allen şaşılacak kadar iyi şut atabiliyor hala ancak yüksek tempolu basketbolda savunma görevlerinin hakkını verecek durumda değil. Ray Allen’ın bırakması lazım herhalde artık… Heat’in geriye kalan oyuncuları ortalama 35 yaş civarında; bir iki tane genç oyuncu da önemli roller üstlenen oyuncular değil. Point gard hiç yok denebilir zaten Heat’te.

Batı Konferansının 8. sırasındaki Dallas Mavericks, San Antonio Spurs’ü neredeyse eleyecek kadar güçlüydü ve zorlayıp 7. maça götürdü seriyi; Doğu Konferansının birincisi Miami Heat ise Spurs karşısında mücadele bile edemedi. Bu tablo da Doğu – Batı Konferansları arasındaki güç farkının büyük sorun olduğunu bir kere daha ortaya koydu: Bu şekilde, NBA final serileri önemsiz kalır, Batı’dan hangi takım gelirse gelsin Doğu birincisini rahat yener. Doğu’da rekabet eksildi. Bu duruma bir şekilde çözüm bulmak gerekir; Doğu - Batı ayırımını kaldırmayı düşünmek gerekir belki. Şu durumdaki Heat veya Pacers Batı Konferansında olsalar konferans finaline çıkmaları mümkün olmaz.

San Antonio Spurs’de yalnızca big three “Tim Duncan – Manu Ginobili – Tony Parker” değil, başka çok verimli oyuncular var; en başta Kawhi Leonard, Danny Green olmak üzere. Kawhi Leonard, Miami’deki kritik üçüncü maçta hem LeBron James’i savunmasıyla kısıtlayıp düşük skorda tuttu hem de kendisi 29 sayı atıp maçı kopardı (center Chris Andersen üzerinden smacı da basarak). Henüz 22 yaşında, NBA’deki üçüncü sezonunda finallerin en genç 3. MVP’si oldu; kısa forvet oyuncular arasında NBA’in en iyi savunmacılarından biri. 2011 draftında Indiana Pacers 15. sıradan seçmiş Kawhi Leonard’ı; aynı gün San Antonio o zamanki oyuncuları George Hill’i verip Leonard’ı almış Pacers’dan. Kawhi Leonard 1 milyon küsur dolar yıllık ücretle oynuyor şu anda, George Hill’in ücreti ise 8 milyon dolar. Leonard NBA’in en“az konuşan” oyuncusu imiş; demeç vermeyi falan sevmeyen bir tip, Gregg Popovich’in yetiştirmesi olunca öyle oluyor demek ki… NBA’in parlatılacak medyatik yıldız profiline uymuyor.

Şutör gard oyuncusu Danny Green 26 yaşında; draftta 46. sıradan seçmiş Spurs. Geçen seneki playoff’larda çok yüksek 3 sayı isabet oranı ile
herkesi şaşırtmıştı, Miami Heat karşısında bu seneki birinci maçı da son çeyrekteki üçlüklerle Danny Green kazandırdı denebilir. NBA’deki bütün şutör gardların içinde en fazla blok yapan oyuncu.

Boris Diaw bambaşka bir hikaye. Charlotte Bobcats onu işe yaramaz diye göndermişti, Gregg Popovich’in oyun sisteminde değeri ortaya çıktı. Oklahoma City Thunder’ı Boris Diaw’dan gelen katkı ile eledi Spurs; Miami’deki üçüncü ve dördüncü maçlarda da Heat’in çöküşüne sebep olan en önemli oyunculardandı. Bir uzun adamda çok nadir görülen, point gard gibi pas verme, başkalarını pozisyona sokma becerileri var sempatik Fransız oyuncunun; pota altında geniş alanda oynayabiliyor, üç sayılık atışlar yapabiliyor. Diğer center Tiago Splitter hücumda yeteri kadar sayı atmasının yanında savunmada etkili; Houston Rockets’a ceza kesen LaMarcus Aldridge’i ve Dallas Mavericks’ten Nowitzki’yi savunmasıyla durdurdu Splitter. Yedek point gard Patty Mills bu sene oynadığı kısa sürelerde önemli katkı yaptı. Manu Ginobili bu sene geçen seneden çok daha iyi. Tony Parker malum, NBA’in en iyi saha içi lideridir pek çok kişiye göre, bazı maçları da hücumdaki katkısı ile alır. (Tony Parker geçen sene Fransa milli takımını Avrupa şampiyonu yaptı, Boris Diaw ile birlikte. Bu ikili NBA şampiyonluğunu alarak “dünya şampiyonu” ünvanını da kazanmış oldular.)

Tim Duncan, gözümüzün önündeki efsane... NBA tarihinin en iyi power forveti olduğunda pek çok kişi hemfikir. Karl Malone, Charles Barkley, Kevin Garnett’in hepsinden ilerde, hem başarıları hem de kişisel vasıfları ile. NBA tarihinde playoff’larda en fazla oynamış oyuncu, oynadığı dakika olarak; Kareem Abdulcabbar’ı da geçti geçtiğimiz günlerde. NBA tarihinin playofflarda en fazla double- double yapmış oyuncusu da Duncan.

San Antonio Spurs gelecek sene de şampiyonluğun en büyük adayı olur.

Oklahoma City Thunder şampiyonluk havasından uzaklaşıyor. Takımda ligin en iyi hücum oyuncusu Kevin Durant, ligin en iyi savunma oyuncusu Serge Ibaka, en etkili point gardlarından Russell Westbrook olduğuna göre direkt NBA finalinde olmaları beklenir… Ama olamıyorlar. Çünkü takım oyunu oynayamıyorlar, bütün topları Durant ve Westbrook’a ver o ikisi kullansın dışında hiçbir oyun planları yok.

Kevin Durant ve Russell Westbrook’un bugünkünden daha iyi olacaklarını yani daha da gelişeceklerini sanmıyorum. İkisi San Antonio karşısında ölüm kalım maçında gene bir sürü şut attılar ama faydası olmadı, çünkü ikisi toplam 14 top kaybı da yaptılar. Kevin Durant’in savunması iyi değil, pota altı savunması yok gibi. Westbrook da bireysel oynamayı seven tip, topu bir potadan alıp diğer potaya kadar dripplingle götürsün ve hızla potaya saldırsın, onu yapmayı seviyor, James Harden gibi. Böyle oyuncuların bireysel istatistikleri parlak oluyor, normal sezonda pek çok maç da kazanırlar, ama böyle oyuncularla gerçek takım oyunu oynanamıyor işte. Normal sezonda kazanmanın değeri yok; OKC bu sene normal sezonda San Antonio’yu 4 maçta da yenmişti… Ama playoff’lara gelince 112 – 77 gibi skorlarla yenildiler Spurs’e. Kevin Durant NBA’deki 7. Senesinde henüz şampiyonluk göremedi.

(Kobe TV’den seyrederken Duncan’ın playoff rekorlarını gördüğünde hırslanıyordur herhalde… Ama Duncan’a yetişmesine imkan yok artık:

Sakatlıktan sağlıklı olacak dönecek, fiziki güç ve devamlılık kazanacak, şu anda dipte olan ve yeniden yapılanmada sıfır noktasında olan takımı Lakers bir şekilde güçlenecek, ve Lakers playoff’larda iddialı durumda olacak, bunların hepsinin olması gerçekçi değil. Serbest kalacak olan Kevin Love, Carmelo Anthony gibi (savunma yapma alışkanlığı olmayan) oyuncularla da Lakers bir anda güçlü takım olmaz. Batı Konferansında güçlü 3-4 takım daha var. Kobe’nin yeni kontrat yaptığı iki senesi daha var (belki ondan sonra tekrar kontrat bile yapabilir);

Lakers’dan 3-4 sene daha hiç bir şey olmaz bence. Şahsi fikrim: direkt koç yapsınlar Kobe’yi Lakers’a, şu anda… Aynı Jason Kidd, Derek Fisher örneğinde olduğu gibi. Nasıl olsa Kobe’nin onayı olmadan hiçbir şey yapılmıyor Lakers’da; ve taraftar Kobe’yi görmek istiyor, kulübün yüksek gelir elde etmesi ona bağlı. Kobe’nin oyuncu olacağı ve salary cap’i büyük ölçüde işgal edeceği seneleri kaybetmektense – çünkü Kobe varken gerçekten değerli hiçbir oyuncu gelmiyor Lakers’a, örnek: Dwight Howard-- ki o yıllarda imaj ve taraftar kaybedecekler, Kobe’ye takımı teslim edip, salary cap’i boşaltıp yepyeni bir kadro kursalar, Lakers’ı takip etmek daha heyecanlı olmaz mı acaba… diye aklıma geldi. Kobe oyuncu olarak genç nesille başa çıkamaz bu saatten sonra.)

Artık 30 tane şut atayım ve maçı kazandırayım tarzı oyuncuların ve oyunculuğun devrinin bittiğini kabul etmek gerekir; Gregg Popovich o dersi verdi… 46. sıradan, 28. sıradan seçilmiş oyuncularla kazanılıyor NBA. Çünkü herkes tam görev yapıyor. Ego yok, kendini öne çıkarmak yok, savunma görevini yapmamak yok. İki tane süperstar oyuncunun yanına “role playerlar” koyalım, onlar önemli oyuncular olmayabilir, nasıl olsa maçları iki süperstar kazandıracak, anlayışı başarılı olamaz artık Spurs ve onun yolunu takip edecek sistem basketbolu takımları karşısında.

Gelecek sene yükselecek takımları merakla bekliyoruz. Bu arada, bu seneki draftta çok önemli yeteneklerin olduğu, NBA’e ilerideki
senelerde damgasını vuracak isimlerin bu drafttan çıkabileceği bildiriliyor. Ama tabii yalnızca ilk sıralardaki oyunculara değil daha aşağıdakilere de bakmak gerek. Belki bir tane daha Tim Duncan gelmeyecek ama, geleceğin Kobe’leri aşağı sıralarda bir yerlerde olabilir…

Görüşmek üzere…
PAYLAŞ               
Batı Konferansı
Sıra Takım O G M AV
1 Gol. Warriors 47 40 7 5549-4921
2 San. Spurs 46 36 10 4949-4563
3 Hou. Rockets 50 35 15 5717-5413
4 L.A. Clippers 48 30 18 5174-4976
5 Uta. Jazz 48 29 19 4769-4677
Doğu Konferansı
Sıra Takım O G M AV
1 Cle. Cavaliers 45 31 14 4948-4741
2 Tor. Raptors 47 29 18 5149-4906
3 Bos. Celtics 47 29 18 5080-4966
4 Atl. Hawks 47 27 20 4839-4852
5 Was. Wizards 46 26 20 4909-4843
Yaklaşan herhangi bir maç yayını bulunmamakta.